Hakkımda

Fotoğrafım
Gülüyorum,ağlamamak için; aslında ağlamayıda beceremezdim. Gülmeyi de beceremiyorum ya,sadece kafamın içinde gülebiliyorum, oradada kahkahalarım gözyaşlarımdan bile daha acı...

13 Ocak 2012 Cuma

bilmece, bildirmece.

sen beni bilmezsin,
ben seni bilmem.
kim bizi bilir.
kimse bilmez.
biz bilmezken, kim bizi bilsin ki?!
aman varsın bilmesin.
sende bilme.
ama ben seni bilmek istiyorum.
belki sonra sende beni bilmek istersin.
bil beni, bileyim seni; sen bilmesende,
ben bileyim yinede seni.

6 Aralık 2011 Salı

Hortlak.

Bir kehanet okundu kulaklarıma; hayra alamet değildi..
Gecenin yarısı, sokaktan sesler gelmekteydi.. Oysaki her gece yarısı, sessizdi o sokak.. Baktığımda, sadece karanlığın sesiydi.. Ama karanlığın sesi olabilir miydi?
Gölgeler vardı, bilinmeyen gölgeler..
Araladığım perdeyi kapattım hızlıca, korktum.. Bilmediğim bir şeyden korktum.. Ne korkunç şeydi, bilmediğin şeyden korkmak... Merakım ağır bastı korkuya.. Ben küçükkende böyleydim, yatağın altında birşey var diye korkudan geberir ama yinede yatağın altına bakardım...
Gölge bir anda durdu ve aniden geri döndü.. Sanki anladı izlendiğini.. Bana dönüşüyle beraber, kendimi yere attım...
Sessizlik hakim oldu sanki tüm evrene.. Bu sessizlik, karanlığın sesinden daha da ürkütücü geldi bir anda.. Yaklaşıyordu, hissediyordum..
Yavaştan kalktım, merak beni güçlü yapmıştı bir anda.. Gölge bıraktığım yerde duruyordu.. Ben baktım, o yürüdü.. Ben bakmaya devam ettim.. O da yürümeye... Böyle gitti bu..
İyice yaklaşmıştı ki, tam sağ köşeden kara bir kedi çıktı.. Bir anda atladı gölgenin üstüne.. Yerde bir boğuşmaca.. Sanki kedi köpek kavgası... Sürüklenerek uzaklaştılar, çöl rüzgarında uçuşan kumlar gibi... Tekrar o her gece olan sessizlik hakim oldu sokağa...
Ve ben hortlak görmüşcesine ilerledim yatağıma.. Kimbilir belkide hortlak görmüştüm, karanlık sokakta...

23 Kasım 2011 Çarşamba

1

Donuk ve soğuktum her zaman.
Sana her baktığımda buz gibiydim..
Seni her düşündüğümde diken dikendi tüylerim..
Seni her özlediğimde, boğuluyordum soğuk,
Derin sularda..
Beni hasta ediyordun..
Çünkü..
Bilmekte istemiyordum sevmeyi.

2

Düşünmemek gerekiyordu bu
Zamanlarda
Zor zamanlarda seni düşünülmemeliydin..
Sen kimdin ki, ben seni
Düşünürdüm..
Hem de böyle zamanlarda..

3

Acıtıyordu hep acı sahneler..
Ben bu yüzden korkunç sahneleri tercih ederim..
Senide kafamdaki en korkunç filmde,
Başrole koymuştum..
Sırf sevmeyi kolaylaştırmak için..
Seni sevmek istiyorum,
Yeniden..
Yeniden özlemek istiyordum..
Ama bu filmin sonunda katil ben,
Maktul sen olmalıydın..
İyi ölümler sayın bayım..

2 Temmuz 2011 Cumartesi

bir saçmalama yazısı ( serkan kahraman'a gitmekte)

büyüdüğünü görmek ve anlam verememek.. büyümeme çabaları içinde boğulmak.. bu kafalarda olmak.. çünkü bilmek, büyüdükçe kirlendiğini.. temiz kalma çabaları içinde olup, iyice boka batmak..
ne kadar takarsan, o kadar takılırsın hesabı.. birşey olacak korkusuyla yaşayıp, onu iyice kendine çekme durumları.. enerjini evrene yollama ve evrenden cevap alma durumları...
hep bir durumlar içerisinde olmak...
çırpındıkça batmak... bir türlü kendini serbest bırakamamak.. kendi boğulmanı izlemek! ne severiz dramatik durumları.. ahh bu durumlar, beni ne durumlara düşürdüler.. ahh şu ahhlar, vahhlar...
enteresan kafalar.. kafam bu aralar pek bir ne? bak cümlenin sonunu bile getiremedim.. oturmuş bir de bir şeyler yazma çabalarındayım.. kendimle ilgili problemlerim var bu aralar.. keşke bu aralar olsa.. her ara mevcut bu durumlar..
hayy ben bu durumların...
neyse bozmamalı ağzımızı.. ahlaksız bir durum bu.. ama kime göre? bana göre pek bir ahlaklı.. küfür bu, içten geliyor.. içten geleni durdurmak doğru mu? hasta etmez mi adamı; içindekini, dışa vuramamak? beni eder, hemde çok çok eder...
nerden nereye gelme durumları.. ah biri bu durumlara, dur demeli.. ben diyememekteyim.. durmasını bilemeyenlerdenim.. hele bir de sinirliysem dur durak bilmeyenlerdenim..
saçmalamayı kesmem lazım, evet evet kesmeliyim.. hayat yeteri kadar saçmayken, bende saçmalamamalıyım onun gibi...
gittim..
p.s. nietzsche demiş ki; ahlaksal olay yoktur. yalnızca olayların ahlaksal yorumu vardır. ( eklemezsem çatlarım hesabı)

8 Haziran 2011 Çarşamba

sinek

ben sineklerden tiksiniyorum.. daha birçok şey var tiksindiğim aslında, ama en çok sinekler midemi bulandırmakta bu sıralar.. mevsimin yaz olmasından kaynaklı.. bir sürüler.. ve midem bulanıyor çoğu zaman. yok yok her zaman... aynı odada olmaya katlanamıyorum, hele o kulağına yaklaşan vızıltılarına deli oluyorum.. midem bulanıyor be! evet en büyük düşmanları benim ama öldüremiyorumda onları.. yaklaşamıyorum ki..
allahtan evde onları öldüren biri var.. şanslıyım ki kızım tam bir avcı ve tam bir cambaz!.. bir zıplayışta patilerinin arasında sinekler! iyi yetiştirmişim pisimi..
kaşıntı tutuyor onlar bana yaklaştığında, çok kaşınıyorum.. saatlerce huylanma durumları...
yok be arkadaş ben yazı sevmiyorum! sinekler dışında tonlarca böceklerde mevcut piyasada.. her yeri böcekler sarmış...böceksiz bir dünya diliyorum.. onlar her yerde..
hele bir de bazı böcekler var ki, bedenlenmişler.. dışı insan içi böcek.. hemen kaşıntı yapıyor onlarda.. huy huylarda oluyorum onlarada... hepsi yokolsun istiyorum!
çok canice düşünceler bunlar biliyorum.. ama ne yalan söyliyeyim onları hiç sevmiyorum.. içim dışım bir benim, kusuruma bakmayın...

23 Mayıs 2011 Pazartesi

belki.

bir şeyler var.. şuan elimde sadece viskim ve sigaram var.. ama içimde, tırmalar durur patiler en şiddetlisinden.. panter patileri.. en kalın tırnaklısı.. izleri kalıcı, ilk darbe fena halde kanatıcı.. belkide kan kaybından öldürür.. belki belki belkiler.. hayatımdakiler hep bunlar..
kızgınımda.. acım kızgınlaştırıyor belki daha fazla.. ama konuşacak gücüm yok, kan kaybım çok.. içimde konuşup duruyor bir sürü ben, hatta bazı bazı bir kaç tane sen... sen kimsin? bulabilseydim keşke kim olduğunu.. bildiğim tek şey acıtıyorsun..
ama viskim saolsun, arkaya bir yerlere gömülebiliyorsun...
uykularım çok dağınık, bende çok dağınık..kabuslarım çok çok.. beynim rüzgara salınmış bir uçurtma.. rüzgar durduğu anda yerde! demekki çok yorulmalı.. o rüzgar dinmemeli...
seni düşünüyorum gözlerim yarı kapalı...tamamen kapalı olsun isterdim ama korkuyorum bazen karanlıktan..bazen sensizlikten, bazen bensizlikten, bazende viskisizlikten..
sen yokken viski var, aslında o hep var.. yani sen hep yoksun?! öyle mi?
peki yineliyorum, sen kimsin? ve benden ne istiyorsun? ben kimim? kiminim? belkide sıcakta hissetmek istediğin o serin rüzgarım.. belki, yine belki.. hep belki...
bugün bu şehir çok sessiz, olanca ses kirliliği içinde sessiz..bu nasıl olur, bilemem.. belkide olmaz..
belkide ben bugün iyi değilim...

4 Mayıs 2011 Çarşamba

sevdim mi? hayır, sadece hoşlandım!

bugün ardından zilyar tane küfür ettim.. hayatımda duymadığım küfürlerdi, bilmediğim.. nereden çıktılar bende anlayamadım.. bana kattıkların, benden götürdüklerin sayesinde...
bugün bir karar verdim ve seni sildim hayatımdan.. benliğimden, olduğun diğer yerlerden.. artık olmamalıydın.. aslında sen hiç olmadın.. kendime bir hayal yarattım ve ister istemez kabusla bitirdim bu hayali..
acıtıyor biraz.. ama çok değil biraz-cık.. kağıt kesiği gibi acısı.. görünürde birşey yok ama her harekette çok acıtan, bir yara..o da geçicek elbet, hep geçti, hep geçecek.. en büyük marifetimi konuşturacağım burda; seni unutacağım.. ben hep unutmayı seçtim.. hem kaçtım, hem seçtim..
zaten sende doğru değildin..
okuduğum bir kitap vardı, her bitişte kitabın adını tekrarlamaktaydım;" zaten seni hiç sevmedim ki, sadece biraz hoşlandım"! artık sende herkes gibisin bende.. unutulansın..
güzel olabilirdi, belki.. bilemezdik.. bilemeyeceğizde.. sen artık unutulacak olansın...
sana güzel bir veda çekiyorum.. bak kıymetini bil(!) herkese veda çekmem.. sadece giderim..
ve şimdi sende gidiyorum...