Hakkımda

Fotoğrafım
Gülüyorum,ağlamamak için; aslında ağlamayıda beceremezdim. Gülmeyi de beceremiyorum ya,sadece kafamın içinde gülebiliyorum, oradada kahkahalarım gözyaşlarımdan bile daha acı...

3 Mart 2012 Cumartesi

köy yolu,sokak lambaları,çarpan kalp

kışları fenaydı onlar için. ne gelen vardı, ne giden; o karlı, köy yolunda..çok zor şeydi; karlı bir gecede sokak lambası olmak. rüzgarın uğultusunun arasında konuşmalar geçerdi, uzaktan uzağa, aralarında.
kimse içinde birşey ifade etmezdi de onlar için azda olsa birşeydi uğultular.
zaten yalnız sokak lambalarının dramı kimin umrundaydı ki?
o gece o uğultular arasında duyduğum yalnızlık, benim içime oturmuştu; karlı gecede, köy yolundan dönerken. o gece orda ne işim vardı, bilmek istemezsin.. bende gitmek istememiştim. sokak lambaları kadar yalnızdım o yolda, kalbimdeki çarpıntılarla yol alıyorduk.. atlamamak gerek.
neyse; sadece benim ve sokak lambalarının arasındaki küçük bir sır olarak kalacaktı herşey.
sonuçta çoğunluğa göre önemsizlerde. oysa yolları aydınlatmak gibi kutsal bir görevleri vardı...

15 Ocak 2012 Pazar

MADEM İYİSİN

Anladık iyisin,
Ama neye yarıyor iyiliğin.
Seni kimse satın alamaz,
Eve düşen yıldırım da Satın alınmaz
Anladık dediğin dedik,
Ama dediğin ne?
Doğrusun, söylersin düşündüğünü,
Ama düşündüğün ne?
Yüreklisin, Kime karşı?
Akıllısın, Yararı kime?
Gözetmezsin kendi çıkarını,
Peki gözettiğin kimin ki?
Dostluğuna diyecek yok ya,
Dostların kimler?
Şimdi bizi iyi dinle:
Düşmanımızsın sen bizim
Dikeceğiz seni bir duvarın dibine
Ama madem bir sürü iyi yönün var
Dikeceğiz seni iyi bir duvarın dibine
İyi tüfeklerden çıkan
İyi kurşunlarla vuracağız seni
Sonra da gömeceğiz
İyi bir kürekle
İyi bir toprağa.

BERTOLT BRECHT

13 Ocak 2012 Cuma

bilmece, bildirmece.

sen beni bilmezsin,
ben seni bilmem.
kim bizi bilir.
kimse bilmez.
biz bilmezken, kim bizi bilsin ki?!
aman varsın bilmesin.
sende bilme.
ama ben seni bilmek istiyorum.
belki sonra sende beni bilmek istersin.
bil beni, bileyim seni; sen bilmesende,
ben bileyim yinede seni.

6 Aralık 2011 Salı

Hortlak.

Bir kehanet okundu kulaklarıma; hayra alamet değildi..
Gecenin yarısı, sokaktan sesler gelmekteydi.. Oysaki her gece yarısı, sessizdi o sokak.. Baktığımda, sadece karanlığın sesiydi.. Ama karanlığın sesi olabilir miydi?
Gölgeler vardı, bilinmeyen gölgeler..
Araladığım perdeyi kapattım hızlıca, korktum.. Bilmediğim bir şeyden korktum.. Ne korkunç şeydi, bilmediğin şeyden korkmak... Merakım ağır bastı korkuya.. Ben küçükkende böyleydim, yatağın altında birşey var diye korkudan geberir ama yinede yatağın altına bakardım...
Gölge bir anda durdu ve aniden geri döndü.. Sanki anladı izlendiğini.. Bana dönüşüyle beraber, kendimi yere attım...
Sessizlik hakim oldu sanki tüm evrene.. Bu sessizlik, karanlığın sesinden daha da ürkütücü geldi bir anda.. Yaklaşıyordu, hissediyordum..
Yavaştan kalktım, merak beni güçlü yapmıştı bir anda.. Gölge bıraktığım yerde duruyordu.. Ben baktım, o yürüdü.. Ben bakmaya devam ettim.. O da yürümeye... Böyle gitti bu..
İyice yaklaşmıştı ki, tam sağ köşeden kara bir kedi çıktı.. Bir anda atladı gölgenin üstüne.. Yerde bir boğuşmaca.. Sanki kedi köpek kavgası... Sürüklenerek uzaklaştılar, çöl rüzgarında uçuşan kumlar gibi... Tekrar o her gece olan sessizlik hakim oldu sokağa...
Ve ben hortlak görmüşcesine ilerledim yatağıma.. Kimbilir belkide hortlak görmüştüm, karanlık sokakta...

23 Kasım 2011 Çarşamba

1

Donuk ve soğuktum her zaman.
Sana her baktığımda buz gibiydim..
Seni her düşündüğümde diken dikendi tüylerim..
Seni her özlediğimde, boğuluyordum soğuk,
Derin sularda..
Beni hasta ediyordun..
Çünkü..
Bilmekte istemiyordum sevmeyi.

2

Düşünmemek gerekiyordu bu
Zamanlarda
Zor zamanlarda seni düşünülmemeliydin..
Sen kimdin ki, ben seni
Düşünürdüm..
Hem de böyle zamanlarda..

3

Acıtıyordu hep acı sahneler..
Ben bu yüzden korkunç sahneleri tercih ederim..
Senide kafamdaki en korkunç filmde,
Başrole koymuştum..
Sırf sevmeyi kolaylaştırmak için..
Seni sevmek istiyorum,
Yeniden..
Yeniden özlemek istiyordum..
Ama bu filmin sonunda katil ben,
Maktul sen olmalıydın..
İyi ölümler sayın bayım..

2 Temmuz 2011 Cumartesi

bir saçmalama yazısı ( serkan kahraman'a gitmekte)

büyüdüğünü görmek ve anlam verememek.. büyümeme çabaları içinde boğulmak.. bu kafalarda olmak.. çünkü bilmek, büyüdükçe kirlendiğini.. temiz kalma çabaları içinde olup, iyice boka batmak..
ne kadar takarsan, o kadar takılırsın hesabı.. birşey olacak korkusuyla yaşayıp, onu iyice kendine çekme durumları.. enerjini evrene yollama ve evrenden cevap alma durumları...
hep bir durumlar içerisinde olmak...
çırpındıkça batmak... bir türlü kendini serbest bırakamamak.. kendi boğulmanı izlemek! ne severiz dramatik durumları.. ahh bu durumlar, beni ne durumlara düşürdüler.. ahh şu ahhlar, vahhlar...
enteresan kafalar.. kafam bu aralar pek bir ne? bak cümlenin sonunu bile getiremedim.. oturmuş bir de bir şeyler yazma çabalarındayım.. kendimle ilgili problemlerim var bu aralar.. keşke bu aralar olsa.. her ara mevcut bu durumlar..
hayy ben bu durumların...
neyse bozmamalı ağzımızı.. ahlaksız bir durum bu.. ama kime göre? bana göre pek bir ahlaklı.. küfür bu, içten geliyor.. içten geleni durdurmak doğru mu? hasta etmez mi adamı; içindekini, dışa vuramamak? beni eder, hemde çok çok eder...
nerden nereye gelme durumları.. ah biri bu durumlara, dur demeli.. ben diyememekteyim.. durmasını bilemeyenlerdenim.. hele bir de sinirliysem dur durak bilmeyenlerdenim..
saçmalamayı kesmem lazım, evet evet kesmeliyim.. hayat yeteri kadar saçmayken, bende saçmalamamalıyım onun gibi...
gittim..
p.s. nietzsche demiş ki; ahlaksal olay yoktur. yalnızca olayların ahlaksal yorumu vardır. ( eklemezsem çatlarım hesabı)

8 Haziran 2011 Çarşamba

sinek

ben sineklerden tiksiniyorum.. daha birçok şey var tiksindiğim aslında, ama en çok sinekler midemi bulandırmakta bu sıralar.. mevsimin yaz olmasından kaynaklı.. bir sürüler.. ve midem bulanıyor çoğu zaman. yok yok her zaman... aynı odada olmaya katlanamıyorum, hele o kulağına yaklaşan vızıltılarına deli oluyorum.. midem bulanıyor be! evet en büyük düşmanları benim ama öldüremiyorumda onları.. yaklaşamıyorum ki..
allahtan evde onları öldüren biri var.. şanslıyım ki kızım tam bir avcı ve tam bir cambaz!.. bir zıplayışta patilerinin arasında sinekler! iyi yetiştirmişim pisimi..
kaşıntı tutuyor onlar bana yaklaştığında, çok kaşınıyorum.. saatlerce huylanma durumları...
yok be arkadaş ben yazı sevmiyorum! sinekler dışında tonlarca böceklerde mevcut piyasada.. her yeri böcekler sarmış...böceksiz bir dünya diliyorum.. onlar her yerde..
hele bir de bazı böcekler var ki, bedenlenmişler.. dışı insan içi böcek.. hemen kaşıntı yapıyor onlarda.. huy huylarda oluyorum onlarada... hepsi yokolsun istiyorum!
çok canice düşünceler bunlar biliyorum.. ama ne yalan söyliyeyim onları hiç sevmiyorum.. içim dışım bir benim, kusuruma bakmayın...