uyudum, sadece uyudum. çünkü uyumaya ihtiyacım vardı. çünkü uyuyunca geçiyordu.
kabuslar bile, gerçekten iyiydi. yaşamımın bu kısmı iyiydi be aga! özlemler gideriliyordu. oluyordu işte bir şeyler. olmayacak şeyler bile olduruluyordu.
arada düşlerime geliyordun arada seni özlüyordum.
her ayın bir kaç günü özlüyordum seni. sonra geçiyordu. bir de rüyamda gördüğümde hatırlıyordum. sonra geçiyordu. her şey geçer derler ya geçmiyor, hayat sadece seni oyalıyor.
ben çok uyuyorum. yok, depresyonda değilim. sadece uyumayı seviyorum. işin bu boyutu pek bir keyifli. bazen uçuyorum rüyamda, o zaman mükemmel oluyor. seni bile unutuyorum.
aslında bir süredir unutmuştum seni. rüyalarıma da gelmiyordun. ama bugün el falımda harfin çıktı ve ben hatırladım seni.
çok çalışıyorum. yapacak daha iyi bir işim yok. bir de bulduğum her an uyuyorum. yorgunluk düşünceleri öldürüyor. galiba bugün az yoruldum. neyse ben yatayım en iyisi.. işin bu boyutu daha keyifli. belki bu gece uçarım rüyamda...
29 Ekim 2013 Salı
6 Ocak 2013 Pazar
şeytan aldı götürdü.
sevgili blog,
biliyorsun ki zor zamanlar geçiriyorum.ama biliyoruz ki bu zamanlar geçecek. az ağlama, az sızlanma, az delirme durumlarıyla sona erecek. çünkü beden ve kalp yorulacak!
yaşam enerjim çalınmış gibi. ama onun için bir şarkı söylüyorum; şeytan aldı götürdü, saklamadan getirdi. belki geri gelir. ben küçükken çok kaybolan eşyamı böyle buldum.
sevgili blog, sence yaşam enerjimide böle geri getirebilir miyim?
sevgili blog, iştahımın gitmesi güzel oldu, yemek yapmaktan kurtuldum. ve zayıflıyorum. rejim derdim yok, kilom hep böyle kalırsa, birazda boyum uzarsa belki manken olabilirim?
sevgili blog, sence bu yaştan sonra boyum uzar mı?
sevgili blog, ben bir daha kimseyi sevmicem!
biliyorsun ki zor zamanlar geçiriyorum.ama biliyoruz ki bu zamanlar geçecek. az ağlama, az sızlanma, az delirme durumlarıyla sona erecek. çünkü beden ve kalp yorulacak!
yaşam enerjim çalınmış gibi. ama onun için bir şarkı söylüyorum; şeytan aldı götürdü, saklamadan getirdi. belki geri gelir. ben küçükken çok kaybolan eşyamı böyle buldum.
sevgili blog, sence yaşam enerjimide böle geri getirebilir miyim?
sevgili blog, iştahımın gitmesi güzel oldu, yemek yapmaktan kurtuldum. ve zayıflıyorum. rejim derdim yok, kilom hep böyle kalırsa, birazda boyum uzarsa belki manken olabilirim?
sevgili blog, sence bu yaştan sonra boyum uzar mı?
sevgili blog, ben bir daha kimseyi sevmicem!
5 Ocak 2013 Cumartesi
ayrılık.
böyle zamanlarda yapılacak tabi ki bir çok şey var; dışarı çıkarsın, yalnızlıktan kaçarsın, içersin, sıçarsın, birileriyle flörtleşirsin, belki barda tanıştığın ilk delikanlıyla öpüşürsün... bunlar alıp başını gider..
ama ben depresyondan kaçmam! sonuna kadar giderim! kaçmak bir yere kadar kurtarıyor seni. sonra tepene bir biniyorlar ki tüm kaçtıkların, dünya dar oluyor.
dibine kadar acıtmaktan yanayım, ağlar zırlar, üzülürüm... ve yazarım...
öldürmeyen acı güçlendirirden yola çıkarak, kanatırım her yerimi! tabi bunun ruhsal etkileri fiziksel olarak boy göstermeye başlar.. ve bir yerden sonra vücudun, açlık, uykusuzluk ve ağlamaya dayanamamaya başlayınca, işte orada bir pes olur!
o andan itibaren başlarsın yeniden yaşamaya.. zevklerin çıktıkları o karanlık yolculuktan geri gelir, çikolatayı yerken yine eskisi gibi mutlu olmaya başlarsın...
yaşam enerjine geri kavuşursun...
anka kuşu gibi... yeniden doğarsın küllerinden.
şuan zamana ihtiyacım var, acı taze, yara kanıyor...ama ben bunu atlatabilirim, hep atlattım...
korkulacak bir şey yok...
ama ben depresyondan kaçmam! sonuna kadar giderim! kaçmak bir yere kadar kurtarıyor seni. sonra tepene bir biniyorlar ki tüm kaçtıkların, dünya dar oluyor.
dibine kadar acıtmaktan yanayım, ağlar zırlar, üzülürüm... ve yazarım...
öldürmeyen acı güçlendirirden yola çıkarak, kanatırım her yerimi! tabi bunun ruhsal etkileri fiziksel olarak boy göstermeye başlar.. ve bir yerden sonra vücudun, açlık, uykusuzluk ve ağlamaya dayanamamaya başlayınca, işte orada bir pes olur!
o andan itibaren başlarsın yeniden yaşamaya.. zevklerin çıktıkları o karanlık yolculuktan geri gelir, çikolatayı yerken yine eskisi gibi mutlu olmaya başlarsın...
yaşam enerjine geri kavuşursun...
anka kuşu gibi... yeniden doğarsın küllerinden.
şuan zamana ihtiyacım var, acı taze, yara kanıyor...ama ben bunu atlatabilirim, hep atlattım...
korkulacak bir şey yok...
1 Aralık 2012 Cumartesi
30 Kasım 2012 Cuma
öküze ayıp olmasın!
gözyaşlarım bugün çok cömertler..
yağmur deliler gibi yağıyor. belkide benim için ağlıyor.
ya da o kadar güçlüyüm ki, doğayı bile etkiliyorum.
ve daha böyle saçmalıklar sunabilirim.ama zorlamayacağım.
kalbim ağrıyor, üstüne öküz oturdu diyeceğim ama öküze ayıp etmek istememekteyim!
üzgün olmaktansa, öfkeli olmak isterdim, maalesef çok üzgünüm. acımdan öfkelenecek halim bile yok.
canım acıyor anne! ama sen bunu bilmemelisin. saçma sapan bir insanın benim kalbimi kırması, seni de kırmamalı!
ben halledeceğim bunu. sen üzülme benim için.
acımı geçiştirmek için içiyorum, iyi yapıyorum dostlar. sizlerde böyle yapıyorsunuz. yapmıyorsanız, yapmalısınız.
anne ben bu gece ölmek istiyorum ama o saçma sapan insandan değil, sıkılmaktan.. sil baştan sil baştan..
ama seni de öldürmek istemiyorum!
neyse...
yağmur deliler gibi yağıyor. belkide benim için ağlıyor.
ya da o kadar güçlüyüm ki, doğayı bile etkiliyorum.
ve daha böyle saçmalıklar sunabilirim.ama zorlamayacağım.
kalbim ağrıyor, üstüne öküz oturdu diyeceğim ama öküze ayıp etmek istememekteyim!
üzgün olmaktansa, öfkeli olmak isterdim, maalesef çok üzgünüm. acımdan öfkelenecek halim bile yok.
canım acıyor anne! ama sen bunu bilmemelisin. saçma sapan bir insanın benim kalbimi kırması, seni de kırmamalı!
ben halledeceğim bunu. sen üzülme benim için.
acımı geçiştirmek için içiyorum, iyi yapıyorum dostlar. sizlerde böyle yapıyorsunuz. yapmıyorsanız, yapmalısınız.
anne ben bu gece ölmek istiyorum ama o saçma sapan insandan değil, sıkılmaktan.. sil baştan sil baştan..
ama seni de öldürmek istemiyorum!
neyse...
1 Ekim 2012 Pazartesi
falan filan işte
karanlık yolda ilerliyordu.
elbette karanlık olacaktı, saat gece
yarısını geçmişti.
hep geçer zaten. geçen saatler tercih edilir.
neyse, cebinden sigarasını çıkardı ve
yaktı. doğal olarak yakacak tabi ki, yoksa sigarasını niye çıkarsın. ama çakmağın
alevi, karanlık sokağı aydınlattı.
abartıyorum tabi ki, yazarken abartmayı
severim. kim inanır buna bilmiyorum ama küçücük çakmağın alevi sokağı
aydınlatmaz. fantastik bir hikayede olabilir ama bu hikaye fantastik olmayacak.
bu bir hikaye bile olmayacak. onu bunu geç bu saçmalamadan başka bir şey değil.
saçmalayasım geldi sadece.
karanlıkta sigarasını içe içe
ilerliyordu.. bir yandan da rüzgar esiyordu çılgınlar gibi. saçlarını
uçurmuyordu, çünkü kızın saçları kısaydı. kahkülleri dağılıyordu biraz, düzeltmekten
sıkılmıştı, o sırada karar verdi daha da kısa kestirecekti saçlarını.
önümüz kış, kafa üşüyecek ama en azından
dağılan saçlarla uğraşmayacaktı. şekil verme derdine olmayacaktı, oh yaa neden
bunu daha öne düşünememişti.
sonra birden aklına geldi, ne işi vardı;
rüzgarlı bir sonbahar gecesinde, sigarasını içerek neden dolaşıyordu?
hatırlayamadı. durdu, etrafına bakındı. boştu sokak, sokaklar. kalbi gibi boş
ve karanlıktı.
kalbim diye düşündü, yürümeye devam etti.
en son ne zaman aşk kapısındaydı, bunu düşünerekten yürüdü. tekrar durdu.
buldu.
aşk kapısını hiç çalmamıştı. zorla
girilmeye çalışılmıştı belki.. ama yok hep bir aldanma halleri içerisindeydi.
kızdı kendi, geri döndü ve geldiği yere gitmeye karar verdi.
tam burada bitirecekken bu saçmalığı karar
değiştirdim. biraz fantastikleştirmek iyi olabilir.
sokağın başından bir ses duyuldu, sese
doğru yol almaya başladı. yakınlaştıkça algıladı. bir baykuş sesiydi. pek
severdi. boynundaki baykuş kolyesine dokundu ama kolye ucu yoktu. uçup gitmişti
sanki. o an anladı ki harbiden uçup gitmişti. baykuşa yaklaştı ve kolyesinde ki
gibi beyaz, sedef bir baykuş olduğunu gördü. öylece kalakaldı.
bu saçmalıkta burada bitti.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)