Hakkımda

Fotoğrafım
Gülüyorum,ağlamamak için; aslında ağlamayıda beceremezdim. Gülmeyi de beceremiyorum ya,sadece kafamın içinde gülebiliyorum, oradada kahkahalarım gözyaşlarımdan bile daha acı...

8 Kasım 2013 Cuma

topuklu, karanlık, iyi haller ve ikizler.

ben karanlık öyküler yazarım. karanlık olduğumdan değil, karanlığı sevdiğimden. depresif olduğumdan da değil. ama doğrudur arada bir depresyona girerim. sonra çıkarım. ben bunu hep yaparım. aynı kalmam merak etme. ben ikizlerim, değişik haller içerisine girerim.
üzgün olmayı kendime yakıştırmam. pek naif gözükürüm, cici bici ama yine de yakıştırmam. bu aynı şey gibi, topuklu ayakkabı bana yakışır, çokta güzel olur ama ben yakıştıramam.
yani ben böyle iyiyim, sen beni dert etme. kimse istemese de olur, ben böyle iyiyim.
sen gidersin, ben kalırım ama aslında ben gitmişimdir. çünkü canım öyle istemiştir.
küçükken canavarlardan korkmuşluğum olmuştur. sonra bir baktım ki ben canavar olmuşum. oluyor öyle şeyler. eminim sana da olmuştur. eminim sen annenden terlikte yemişsindir. ben de yedim. tüm çocuklar yemiştir.
büyümek kötü derler, çocuk olmakta kötü. iyi olan ne var ki.. bugün seversin, yarın bir bakmışsın, geçmiş. uff olur geçer. biliyorum hayat pek enteresan ama ben bunu seviyorum, enteresan ne varsa seviyorum. artık seni sevmememin tek sebebi bu; sen pek sıradandın.
arada bazen üzülüp ağlamak istiyorum ama olmuyor be, ben sadece sinirlenince ağlıyorum. artık ağlamamamın sebebi sinirlenmiyor olmam değil. tabi ki hala sinirleniyorum ama yatıştırıyorum. yatıştırıyorlar. bilim bir harika be dostum!
neyse, renkli rüyalar göresim var. renksiz de olur. ben kabusları da severim. yaşadığımı hissettiriyor.

29 Ekim 2013 Salı

uyuyorum ve geçiyor.

uyudum, sadece uyudum. çünkü uyumaya ihtiyacım vardı. çünkü uyuyunca geçiyordu.
kabuslar bile, gerçekten iyiydi. yaşamımın bu kısmı iyiydi be aga! özlemler gideriliyordu. oluyordu işte bir şeyler. olmayacak şeyler bile olduruluyordu.
arada düşlerime geliyordun arada seni özlüyordum.
her ayın bir kaç günü özlüyordum seni. sonra geçiyordu. bir de rüyamda gördüğümde hatırlıyordum. sonra geçiyordu. her şey geçer derler ya geçmiyor, hayat sadece seni oyalıyor.
ben çok uyuyorum. yok, depresyonda değilim. sadece uyumayı seviyorum. işin bu boyutu pek bir keyifli. bazen uçuyorum rüyamda, o zaman mükemmel oluyor. seni bile unutuyorum.
aslında bir süredir unutmuştum seni. rüyalarıma da gelmiyordun. ama bugün el falımda harfin çıktı ve ben hatırladım seni.
çok çalışıyorum. yapacak daha iyi bir işim yok. bir de bulduğum her an uyuyorum. yorgunluk düşünceleri öldürüyor. galiba bugün az yoruldum. neyse ben yatayım en iyisi.. işin bu boyutu daha keyifli. belki bu gece uçarım rüyamda...

6 Ocak 2013 Pazar

şeytan aldı götürdü.

sevgili blog,
biliyorsun ki zor zamanlar geçiriyorum.ama biliyoruz ki bu zamanlar geçecek. az ağlama, az sızlanma, az delirme durumlarıyla sona erecek. çünkü beden ve kalp yorulacak!
yaşam enerjim çalınmış gibi. ama onun için bir şarkı söylüyorum; şeytan aldı götürdü, saklamadan getirdi. belki geri gelir. ben küçükken çok kaybolan eşyamı böyle buldum.
sevgili blog, sence yaşam enerjimide böle geri getirebilir miyim?
sevgili blog, iştahımın gitmesi güzel oldu, yemek yapmaktan kurtuldum. ve zayıflıyorum. rejim derdim yok, kilom hep böyle kalırsa, birazda boyum uzarsa belki manken olabilirim?
sevgili blog, sence bu yaştan sonra boyum uzar mı?
sevgili blog, ben bir daha kimseyi sevmicem!

5 Ocak 2013 Cumartesi

ayrılık.

böyle zamanlarda yapılacak tabi ki bir çok şey var; dışarı çıkarsın, yalnızlıktan kaçarsın, içersin, sıçarsın, birileriyle flörtleşirsin, belki barda tanıştığın ilk delikanlıyla öpüşürsün... bunlar alıp başını gider..
ama ben depresyondan kaçmam! sonuna kadar giderim! kaçmak bir yere kadar kurtarıyor seni. sonra tepene bir biniyorlar ki tüm kaçtıkların, dünya dar oluyor.
dibine kadar acıtmaktan yanayım, ağlar zırlar, üzülürüm... ve yazarım...
öldürmeyen acı güçlendirirden yola çıkarak, kanatırım her yerimi! tabi bunun ruhsal etkileri fiziksel olarak boy göstermeye başlar.. ve bir yerden sonra vücudun, açlık, uykusuzluk ve ağlamaya dayanamamaya başlayınca, işte orada bir pes olur!
o andan itibaren başlarsın yeniden yaşamaya.. zevklerin çıktıkları o karanlık yolculuktan geri gelir, çikolatayı yerken yine eskisi gibi mutlu olmaya başlarsın...
yaşam enerjine geri kavuşursun...
anka kuşu gibi... yeniden doğarsın küllerinden.
şuan zamana ihtiyacım var, acı taze, yara kanıyor...ama ben bunu atlatabilirim, hep atlattım...
korkulacak bir şey yok...

1 Aralık 2012 Cumartesi

bir süredir hayal kırıklıkları biriktiriyorum; cebimde, çantamda, odamda v.s..
doğru, güzel bir cümle olup, klişe olması ne acı..
öyleyse uyumalıyım ben bir süre, kaldıramayacağım bu kuru gürültüleri...

30 Kasım 2012 Cuma

öküze ayıp olmasın!

gözyaşlarım bugün çok cömertler..
yağmur deliler gibi yağıyor. belkide benim için ağlıyor.
ya da o kadar güçlüyüm ki, doğayı bile etkiliyorum.
ve daha böyle saçmalıklar sunabilirim.ama zorlamayacağım.
kalbim ağrıyor, üstüne öküz oturdu diyeceğim ama öküze ayıp etmek istememekteyim!
üzgün olmaktansa, öfkeli olmak isterdim, maalesef çok üzgünüm. acımdan öfkelenecek halim bile yok.
canım acıyor anne! ama sen bunu bilmemelisin. saçma sapan bir insanın benim kalbimi kırması, seni de kırmamalı!
ben halledeceğim bunu. sen üzülme benim için.
acımı geçiştirmek için içiyorum, iyi yapıyorum dostlar. sizlerde böyle yapıyorsunuz. yapmıyorsanız, yapmalısınız.
anne ben bu gece ölmek istiyorum ama o saçma sapan insandan değil, sıkılmaktan.. sil baştan sil baştan..
ama seni de öldürmek istemiyorum!
neyse...
şuan hiç bir şeyin önemi yoktu. kalbim kırılmıştı. hep kırılırdı zaten..
ama hayat kısa, kuşlar uçuyor, yaşamak gerek, ne olursa olsun yaşamak! kıranlara inat yaşamak gerek, kırmayanları bulana dek!
senin bir numaralı kuralın bu! kalk, durma!