Hakkımda

Fotoğrafım
Gülüyorum,ağlamamak için; aslında ağlamayıda beceremezdim. Gülmeyi de beceremiyorum ya,sadece kafamın içinde gülebiliyorum, oradada kahkahalarım gözyaşlarımdan bile daha acı...

11 Aralık 2013 Çarşamba

küçük kedi

küçük kedi çok salaktı. küçük olduğundan değildi salaklığı. salaktı işte öyle yaratılmıştı. hem akıllı olup ne yapacaktı. sonuçta o bir kediydi. akıllı olsa bile ona salak denecekti, çünkü o bir kediydi. insanlar hayvanların aptal olduğunu düşünürler. düşünsünler çokta umurundaydı sanki. o oynasın, yesin, içsin, sevilsin ve sıcak bir köşede kıvrılsın istiyordu sadece. gerisi teferruattı onun için. acaba teferruat ne demekti diye düşündü bir an. sahibi, sahibi diyordu çünkü sahibi, sahibi olduğunu düşünüyordu. neyse, o kullanmıştı geçenlerde bu cümleyi, onun da hoşuna gitmişti. ay bugün için fazla iç sese sahipti, yeter dedi ve mama kabına doğru ilerledi. yemeğini yedi, suyunu içti, ardından yalandı. sonra gitti sahibine süründü, sevildi ve kaloriferin tepesine tünedi. işte dedi, hayat bundan ibaret. sonra dışarıya baktı, aydede de ona gülümsedi ve tatlı rüyalar görmek için gözlerini kapadı. bu işlemler sırasında da gırlamayı ihmal etmedi ama.

7 Aralık 2013 Cumartesi

S. E.

bugün günlerden siktir et günü!
bundan sonra her gün aynı gün!
seni üzenleri siktir ediyorsun! seni, senin gibi görmeyenleri siktir ediyorsun.
evet bugün küfürbazım biraz. biraz mı? ya da sadece bugün mü? tabi ki de her gün, her zaman!
ta ki o kişiye gelene kadar, herkese siktir git, her şeyi siktir et.
çok zor değil, hiç zor değil!
o zaman siktir edip uyuyoruz, evet evet uyu kızım, uyu da büyü kızım!

6 Aralık 2013 Cuma

son.

nasıl anlatılır bilmiyorum, her zaman çok olan kelimelerim burada azalıyor. onlar da beni yalnız bırakıyor. bir yumru gibi. çökmüş bir yerlerime ama nereme! hani büyük ilaçları içmekte zorlanırsın ya, takılır ya boğazına; boğulacakmış, nefessiz kalıp ölecekmişsin gibi öyle işte. ama zorlamayla gider o hap midene, sadece boğazında kalmış gibi hissedersin. gitmese daha iyi.. ama gider işte..
yalnızlık mı koyuyordu, sensizlik mi bilmiyorum. geçeceğini biliyorum, hep geçer, yerine birini koydun mu biter. ama bazen yerine birini koymak uzun sürebiliyor. o zaman senin için zor geçiyor. sen hayatına devam ederken, ben ediyormuş gibi yapıyorum. sadece çalışıyorum, çok çalışıyorum.o zamanlar acıtmıyor. acıtacak vakit olmuyor.
zamanla geçer ya, zaman da geçiyor. sen duruyorsun, her şey geçip gidiyor.
konuşmaya ihtiyacım oluyor, konuşacak insan da çok oluyor ama ben seninle konuşmak istiyorum. yalnız değil, seninle yürümek ya da kahvemi seninle yudumlarken, tütünümüzü sarmak, senin saçmalıklarını dinlemek istiyorum.
sonra geçiyor, sana kızıyorum. senden nefret ediyorum. sana tonlarca hakaret etmek istiyorum.
yeniden aşık olmak istiyorum. ama olmuyor.
sana da aşık kalmadım ama başkalarına da olamıyorum.
sana lanet yağdırıyorum, sonra uyuyorum, geçiyor. arada sırada rüyalarıma giriyorsun, kötü oluyor ve o güne uyanmak hiç istemiyorum. çünkü o gün, iyi geçmiyor.
bazen yatakta sigara içerken aklıma geliyorsun. bana; uyuyup kalacaksın o sigarayla deyip, elimden sigarayı alıp gidişin geliyor. bunu en son yaptığında bitmiştik, son günlerdi.
bu, bunca zaman sonra ilk ve son yazışım sana.. seni affetmiyorum, asla affetmeyeceğim.
elveda.

8 Kasım 2013 Cuma

topuklu, karanlık, iyi haller ve ikizler.

ben karanlık öyküler yazarım. karanlık olduğumdan değil, karanlığı sevdiğimden. depresif olduğumdan da değil. ama doğrudur arada bir depresyona girerim. sonra çıkarım. ben bunu hep yaparım. aynı kalmam merak etme. ben ikizlerim, değişik haller içerisine girerim.
üzgün olmayı kendime yakıştırmam. pek naif gözükürüm, cici bici ama yine de yakıştırmam. bu aynı şey gibi, topuklu ayakkabı bana yakışır, çokta güzel olur ama ben yakıştıramam.
yani ben böyle iyiyim, sen beni dert etme. kimse istemese de olur, ben böyle iyiyim.
sen gidersin, ben kalırım ama aslında ben gitmişimdir. çünkü canım öyle istemiştir.
küçükken canavarlardan korkmuşluğum olmuştur. sonra bir baktım ki ben canavar olmuşum. oluyor öyle şeyler. eminim sana da olmuştur. eminim sen annenden terlikte yemişsindir. ben de yedim. tüm çocuklar yemiştir.
büyümek kötü derler, çocuk olmakta kötü. iyi olan ne var ki.. bugün seversin, yarın bir bakmışsın, geçmiş. uff olur geçer. biliyorum hayat pek enteresan ama ben bunu seviyorum, enteresan ne varsa seviyorum. artık seni sevmememin tek sebebi bu; sen pek sıradandın.
arada bazen üzülüp ağlamak istiyorum ama olmuyor be, ben sadece sinirlenince ağlıyorum. artık ağlamamamın sebebi sinirlenmiyor olmam değil. tabi ki hala sinirleniyorum ama yatıştırıyorum. yatıştırıyorlar. bilim bir harika be dostum!
neyse, renkli rüyalar göresim var. renksiz de olur. ben kabusları da severim. yaşadığımı hissettiriyor.

29 Ekim 2013 Salı

uyuyorum ve geçiyor.

uyudum, sadece uyudum. çünkü uyumaya ihtiyacım vardı. çünkü uyuyunca geçiyordu.
kabuslar bile, gerçekten iyiydi. yaşamımın bu kısmı iyiydi be aga! özlemler gideriliyordu. oluyordu işte bir şeyler. olmayacak şeyler bile olduruluyordu.
arada düşlerime geliyordun arada seni özlüyordum.
her ayın bir kaç günü özlüyordum seni. sonra geçiyordu. bir de rüyamda gördüğümde hatırlıyordum. sonra geçiyordu. her şey geçer derler ya geçmiyor, hayat sadece seni oyalıyor.
ben çok uyuyorum. yok, depresyonda değilim. sadece uyumayı seviyorum. işin bu boyutu pek bir keyifli. bazen uçuyorum rüyamda, o zaman mükemmel oluyor. seni bile unutuyorum.
aslında bir süredir unutmuştum seni. rüyalarıma da gelmiyordun. ama bugün el falımda harfin çıktı ve ben hatırladım seni.
çok çalışıyorum. yapacak daha iyi bir işim yok. bir de bulduğum her an uyuyorum. yorgunluk düşünceleri öldürüyor. galiba bugün az yoruldum. neyse ben yatayım en iyisi.. işin bu boyutu daha keyifli. belki bu gece uçarım rüyamda...

6 Ocak 2013 Pazar

şeytan aldı götürdü.

sevgili blog,
biliyorsun ki zor zamanlar geçiriyorum.ama biliyoruz ki bu zamanlar geçecek. az ağlama, az sızlanma, az delirme durumlarıyla sona erecek. çünkü beden ve kalp yorulacak!
yaşam enerjim çalınmış gibi. ama onun için bir şarkı söylüyorum; şeytan aldı götürdü, saklamadan getirdi. belki geri gelir. ben küçükken çok kaybolan eşyamı böyle buldum.
sevgili blog, sence yaşam enerjimide böle geri getirebilir miyim?
sevgili blog, iştahımın gitmesi güzel oldu, yemek yapmaktan kurtuldum. ve zayıflıyorum. rejim derdim yok, kilom hep böyle kalırsa, birazda boyum uzarsa belki manken olabilirim?
sevgili blog, sence bu yaştan sonra boyum uzar mı?
sevgili blog, ben bir daha kimseyi sevmicem!

5 Ocak 2013 Cumartesi

ayrılık.

böyle zamanlarda yapılacak tabi ki bir çok şey var; dışarı çıkarsın, yalnızlıktan kaçarsın, içersin, sıçarsın, birileriyle flörtleşirsin, belki barda tanıştığın ilk delikanlıyla öpüşürsün... bunlar alıp başını gider..
ama ben depresyondan kaçmam! sonuna kadar giderim! kaçmak bir yere kadar kurtarıyor seni. sonra tepene bir biniyorlar ki tüm kaçtıkların, dünya dar oluyor.
dibine kadar acıtmaktan yanayım, ağlar zırlar, üzülürüm... ve yazarım...
öldürmeyen acı güçlendirirden yola çıkarak, kanatırım her yerimi! tabi bunun ruhsal etkileri fiziksel olarak boy göstermeye başlar.. ve bir yerden sonra vücudun, açlık, uykusuzluk ve ağlamaya dayanamamaya başlayınca, işte orada bir pes olur!
o andan itibaren başlarsın yeniden yaşamaya.. zevklerin çıktıkları o karanlık yolculuktan geri gelir, çikolatayı yerken yine eskisi gibi mutlu olmaya başlarsın...
yaşam enerjine geri kavuşursun...
anka kuşu gibi... yeniden doğarsın küllerinden.
şuan zamana ihtiyacım var, acı taze, yara kanıyor...ama ben bunu atlatabilirim, hep atlattım...
korkulacak bir şey yok...