egolarınızı, saplantılarınızı, kıskançlıklarınızı, olmadığınız gibi olmalarınızı, kaprislerinizi, narsistliğinizi, sahteliğinizi ve dahası kendizi alıp gidin be kardeşim...
öyle sinirliydiki herkese bağırdı durdu sadece... herkesi kovmak istediği hayatından.. başka bir semte ya da şehire ya da ülkeye gidesi geldi.. gitmek istedi, sırtındaki yükleri yolun ortasına bırakıp kaçmak istedi o semte doğru. ya da şehire.. ya da ne bilim ülkeye.. belki kore'ye...
bebekliğine dönmek istedi; tek sorunun, istediği oyuncağı almayan annesine kızgın olduğu günlere. hey gidi günler, ne kolay o zamanlar hayat.. ve o kolay hayattan kurtulup büyümek isterdik hep çılgınca..
büyüdükte ne oldu, hayatımıza, yüreğimize kazınan acılardan başka? arada bu acıları hafifletici küçük mutluluklarla avunduk durduk. sevdiklerimize sığındık başka bir sevdiğimizi attığı kazıkta.. kazıklar bitmedi, sevmelerde...herşey hep aynı yerinde.. ama biz değiliz.. biz hep gidiyoruz bir yerlere. kimi zaman zorunlu, kimi zaman ayaklar gider sebepsizce.. ama gitmeliyiz işte.. aynı yerde durulmaz ki..
işte böle bir çıldırış wardı içinde.. bağırıp duruyordu.. evet kendisi dişiydi ama aybaşı değildi.. sadece bunalmıştı.. dünya yalan söylüyordu ve o da dinliyordu, sesi çıksada bastırılıyordu.. daha ne yapsın çıldırmayıp?! susturuluyordu.. çünkü kandırılmak hoşlarına gidiyordu, gerçekler ağırdı.
yalanlar benimsenmişti. güzel gelmişti. o zaman susturulmalıydı..
18 Nisan 2010 Pazar
12 Nisan 2010 Pazartesi
kıy-mık
kalbime bir kıymık battı..derinlere inmeden çıkarmak için çabaladım durdum.ama nafile çıkmıyor..yardım elleri uzandı,dünyadaki bütün cımbızları ayaklarıma serdiler sevdiklerim ama yok kıymık çok azimli.hızlı hızlı ilerliyor içlere..acıtıyor..onu bir uzvum gibi görmeye çalışıyorum, bedenim bağışıklık kazanmaya çalışıyor.arada varlığı unutulsada acıtmadan geçmiyor bazı günler..
acısı fiziksellikten çıktı..sıkıntı yaratıyor sadece...çok sıkıyor,acıtması sıkıyor..yoksa acı rahatsız etmiyor..ruhum alıştı,bedense sorun yok modlarında...ama yarattığı sıkıntı kimi zaman içimi boğuyor..tam bölgesini kestirsem ameliyat olup kurtulucağım kendisinden..ama bu kadar masraflı olması da sıkıyor..
içten içe onla savaşıyorum,pes etmesini ve kendisini atmasını bekliyorum vücudumdan.. şimdilerde bir savaşa dönüştü bu;kıymıkla benim aramdaki küçük bir savaş..ya o pes edecek ya ben! azimliyim o kıymığı atıcam bedenimden..ruhuma işlemesi imkansızlaştı,ruhum atalı çok oldu..sıra bedende..onun galip gelmesine izin veremem..bunca zaman nelerle savaştım,bir kıymığa mı yenileceğim?!hayır tabiki..ya ben kazanacağım ya ben! dahası olmaz,kabullenilemez!
bugünlerde olumsuz herşeyle savaş halindeyim..yenilmeyi kabul etmem..
bence bana bulaşmamalı,bence benden uzak durulmalı,bence benden kaçılmalı...
acısı fiziksellikten çıktı..sıkıntı yaratıyor sadece...çok sıkıyor,acıtması sıkıyor..yoksa acı rahatsız etmiyor..ruhum alıştı,bedense sorun yok modlarında...ama yarattığı sıkıntı kimi zaman içimi boğuyor..tam bölgesini kestirsem ameliyat olup kurtulucağım kendisinden..ama bu kadar masraflı olması da sıkıyor..
içten içe onla savaşıyorum,pes etmesini ve kendisini atmasını bekliyorum vücudumdan.. şimdilerde bir savaşa dönüştü bu;kıymıkla benim aramdaki küçük bir savaş..ya o pes edecek ya ben! azimliyim o kıymığı atıcam bedenimden..ruhuma işlemesi imkansızlaştı,ruhum atalı çok oldu..sıra bedende..onun galip gelmesine izin veremem..bunca zaman nelerle savaştım,bir kıymığa mı yenileceğim?!hayır tabiki..ya ben kazanacağım ya ben! dahası olmaz,kabullenilemez!
bugünlerde olumsuz herşeyle savaş halindeyim..yenilmeyi kabul etmem..
bence bana bulaşmamalı,bence benden uzak durulmalı,bence benden kaçılmalı...
5 Nisan 2010 Pazartesi
yemem,asla yemem..
serkan dedi ki bana;
"bence bizi filmler zehirledi"
bende dedim ki ona;
"olabilir ama artık biliyoruz,kanmaya gerek yok"
konumuz mu? tabiki aşk...
bu sıralar tek ilgi konum bu...aşık mıyım?hayır,olabilir miyim?o da hayır..neden mi ilgileniyorum? ee hayatta en çok kafa patlattığımız ama bir türlü çözüm bulamadığımız,her ne kadar kaçsakta yine yakalandığımız konu bu değil mi? bende üstüne gitmeye,sorgulamaya ve bir çözüm bulmaya(kendimce ama) karar verdim.. bulduğum tek birşey var o da;boşa zaman,kayıp..
tamam şuan kalbin boş olduğundan diyeceksiniz ama kalbim boşta değil...sadece yanım boş...
gerçek olan sadece sebepsiz,şartsız,koşulsuz sevgi..o da insanlığın çoğunda var olmayan,genelde hayvanlara özgü ama insanlığa da sinmesini istediğim bir sevgi biçimi...
birazda ilahi bir sevgi...ama ne gezer,insanların duyuları kapalı,maddesel takılınıyor... istisnalar kaideyi bozmaz...kurunun yanında yaş telaş yapmaz der, sagopa kajmer den alıntımı yapar bu küçük denemeye son veririm...
"bence bizi filmler zehirledi"
bende dedim ki ona;
"olabilir ama artık biliyoruz,kanmaya gerek yok"
konumuz mu? tabiki aşk...
bu sıralar tek ilgi konum bu...aşık mıyım?hayır,olabilir miyim?o da hayır..neden mi ilgileniyorum? ee hayatta en çok kafa patlattığımız ama bir türlü çözüm bulamadığımız,her ne kadar kaçsakta yine yakalandığımız konu bu değil mi? bende üstüne gitmeye,sorgulamaya ve bir çözüm bulmaya(kendimce ama) karar verdim.. bulduğum tek birşey var o da;boşa zaman,kayıp..
tamam şuan kalbin boş olduğundan diyeceksiniz ama kalbim boşta değil...sadece yanım boş...
gerçek olan sadece sebepsiz,şartsız,koşulsuz sevgi..o da insanlığın çoğunda var olmayan,genelde hayvanlara özgü ama insanlığa da sinmesini istediğim bir sevgi biçimi...
birazda ilahi bir sevgi...ama ne gezer,insanların duyuları kapalı,maddesel takılınıyor... istisnalar kaideyi bozmaz...kurunun yanında yaş telaş yapmaz der, sagopa kajmer den alıntımı yapar bu küçük denemeye son veririm...
4 Nisan 2010 Pazar
...
bu aralar çok düşünüyorum,çok kafa yoruyorum ilişkilere,aşka...bir anlam bulmaya çalışıyorum ama herşey hep anlamsızlaşıyor sonunda...peki neden hep anlamsız şeylerin peşinde koşuyoruz..
neden biz,bizim için hep en kötüsünü ve çıkmaz yolu tercih ediyoruz...
yoksa uğraşmayı sevdiğimizden mi?
kimi huzur arıyor ilişkilerinde...kimi koşturmayı seviyor...kaçsında kovalayayım..ya da kovalanayım..ben yoruldum bu sonu gelmez,yorucu hikayelerden...
ya ben ne arıyorum?neye inanıyorum?aşka olan inancımı kaybettim..sevgiye olan kalıcı,o değişmez.. çünkü bir tek karşı cinse duyulan bir duygu değil..cins olayları girdimi karmaşıklaşıyor herşey...hırsa ve tutkuya dönüşüyor..
sevmek nasıl birşey?nasıl sevilir,nasıl sevinilir?
kendimce biliyorum,bilenlere de sahibim..ama ya diğerleri,onlar?
onlar nasıl öğrenecekler..bu zamana kadar öğrenememişler,umut var mı?
vazmı geçmeli aşklardan,aşık olunmalardan?yollarımıza mı bakmalı?arada umudum oluyor, evet kızım sabret ruh eşin var ve onu bulacaksın..sonra yok ya kandırma kendini...
bazen ilişki yaşamak, bazen yaşamamak, bazen ortada kalmak...ya da hiç birşey hissetmemek..
bu gece için bu kadar kafa karışıklığı yeter...
ee ben gideyim o zaman,sakin diyarlara...
neden biz,bizim için hep en kötüsünü ve çıkmaz yolu tercih ediyoruz...
yoksa uğraşmayı sevdiğimizden mi?
kimi huzur arıyor ilişkilerinde...kimi koşturmayı seviyor...kaçsında kovalayayım..ya da kovalanayım..ben yoruldum bu sonu gelmez,yorucu hikayelerden...
ya ben ne arıyorum?neye inanıyorum?aşka olan inancımı kaybettim..sevgiye olan kalıcı,o değişmez.. çünkü bir tek karşı cinse duyulan bir duygu değil..cins olayları girdimi karmaşıklaşıyor herşey...hırsa ve tutkuya dönüşüyor..
sevmek nasıl birşey?nasıl sevilir,nasıl sevinilir?
kendimce biliyorum,bilenlere de sahibim..ama ya diğerleri,onlar?
onlar nasıl öğrenecekler..bu zamana kadar öğrenememişler,umut var mı?
vazmı geçmeli aşklardan,aşık olunmalardan?yollarımıza mı bakmalı?arada umudum oluyor, evet kızım sabret ruh eşin var ve onu bulacaksın..sonra yok ya kandırma kendini...
bazen ilişki yaşamak, bazen yaşamamak, bazen ortada kalmak...ya da hiç birşey hissetmemek..
bu gece için bu kadar kafa karışıklığı yeter...
ee ben gideyim o zaman,sakin diyarlara...
31 Mart 2010 Çarşamba
aşk.
aşk, nedir ki?
kimileri hakkında çok güzel şeyler yazmış,kimileri nefretle bahsetmiş..ama herkes aşk hakkında bir şeyler söylemiş...belkide hayatta herkesin bir şeyler söyleyebileceği tek şey aşk...
ve onu hayata döndüren ve onu hayattan koparanda aşk..
yaşarken duyguların en büyüğü,kaybettiğinde en acısı...hepimizin öyle değil mi?
aşık değilken aşka inanmam..ama aşık olduğumda?!ne garip bir duygu aşk..
peki gerçek bir duygu mu?yoksa sadece bir tutku mu?
gelip geçici bir heves mi?bakıyorum aşklarıma,dostlarımın aşklarına;her defasında hep aynı.. her aşk hayatımızın aşkı ve asla onun gibisi olamaz,olmaz..ama bitişinin ardından gelen yeni aşktada aynı şey..en çok onu sevdim,en özel o..her yeni gelende aynı durum..o zaman anlık duygular mı yoksa aşk dediğimiz?
ve burdan çıkan diğer bir sonuçta insanoğlu kesinlikle hayatında bir kere aşık olmuyor...bir çok kez aşık oluyor..bizzat bunu yaşayan kişi olaraktan söyleyebilirim..ve tek başıma değilim yaşayan niceleri biliyorum...o zaman çokta özel değil hani aşk..şu 3 harfli kelimeye ne anlamlar yüklemişiz oysaki bazen o kadar da sefil ki anlatamam..anlatamam ama anlarlar...
bugün okumaya başladığım "büyük adamların aşk mektupları" adlı kitapta,herkes aşkından bahsediyor,ölmelerinden,acılarından,hasretlerinden...ama görüyorum ki bazı büyüklerimiz farklı farklı kişilere mektuplar yazmış..yanii büyük aşk bitmiş ardından başka büyük bir aşk başlamış..
güzele olan tutku mu bu aşk,yani bize güzel gelene...ya da istediğine sahip olma isteği mi? hani birşeyi çok istersin o senin olana kadar yanıp tutuşursun ardından sahip olunca biter ya o büyük AŞK...bu kadar mıydı sadece?
ya ben ömür boyu bir kişiye olan aşka inanmıyorum..hele bu çağda asla...aşklarımız maddesel sadece...aslında bir yanım delice inanmak istiyor..bir ömür boyu aynı kişiye aşık olmaya..o aradığım ruh eşime sahip olmayı istiyor bir yanım..ama o diğer yanım bunlarla savaşıyor... masallara inanma diyor...
insanoğlu her daim aşık ama hep değişen şeylere...
geçenlerde bir arkadaşımın dediği birşey aklına çok yapıştı;parayla satın alamayacağım şeyi asla istemem..beni zayıflatır..aşk bir zayıflık mı yoksa?yoksa biz zayıf olmak mı istemiyoruz?bir çoğumuz bu kısa süreli aşklardan da kaçıyoruz.çünkü bitişinde yıkıp gidiyor...yeni bir hastalık bulana dek acıtıyor...aşk bir hastalıktır belkide...
evet biliyorum şu aralar pek aşka inanmıyorum,kaybettim çünkü aşkı..ama günün birinde bulursam tekrar inanıcam ve kaybettiğimde yeniden küsücem...tekrar bulana dek.. galiba bu böyle gidecek hep...
aşk bisiklete binmek gibi,pedalları çevirdiğin sürece güzel herşey,hele ki yokuştan aşağı iniyorsan ve rüzgarı suratında hissediyorsan mükemmel..ama yanlışlıkla ayağın pedaldan çekilir ve düşersen işte o zaman acıtır beton haylice..ya da elini düşen şapkanı almak için uzatır ve dengeni kaybedip betonu öpersen baya acıtır..(pelout)
kimileri hakkında çok güzel şeyler yazmış,kimileri nefretle bahsetmiş..ama herkes aşk hakkında bir şeyler söylemiş...belkide hayatta herkesin bir şeyler söyleyebileceği tek şey aşk...
ve onu hayata döndüren ve onu hayattan koparanda aşk..
yaşarken duyguların en büyüğü,kaybettiğinde en acısı...hepimizin öyle değil mi?
aşık değilken aşka inanmam..ama aşık olduğumda?!ne garip bir duygu aşk..
peki gerçek bir duygu mu?yoksa sadece bir tutku mu?
gelip geçici bir heves mi?bakıyorum aşklarıma,dostlarımın aşklarına;her defasında hep aynı.. her aşk hayatımızın aşkı ve asla onun gibisi olamaz,olmaz..ama bitişinin ardından gelen yeni aşktada aynı şey..en çok onu sevdim,en özel o..her yeni gelende aynı durum..o zaman anlık duygular mı yoksa aşk dediğimiz?
ve burdan çıkan diğer bir sonuçta insanoğlu kesinlikle hayatında bir kere aşık olmuyor...bir çok kez aşık oluyor..bizzat bunu yaşayan kişi olaraktan söyleyebilirim..ve tek başıma değilim yaşayan niceleri biliyorum...o zaman çokta özel değil hani aşk..şu 3 harfli kelimeye ne anlamlar yüklemişiz oysaki bazen o kadar da sefil ki anlatamam..anlatamam ama anlarlar...
bugün okumaya başladığım "büyük adamların aşk mektupları" adlı kitapta,herkes aşkından bahsediyor,ölmelerinden,acılarından,hasretlerinden...ama görüyorum ki bazı büyüklerimiz farklı farklı kişilere mektuplar yazmış..yanii büyük aşk bitmiş ardından başka büyük bir aşk başlamış..
güzele olan tutku mu bu aşk,yani bize güzel gelene...ya da istediğine sahip olma isteği mi? hani birşeyi çok istersin o senin olana kadar yanıp tutuşursun ardından sahip olunca biter ya o büyük AŞK...bu kadar mıydı sadece?
ya ben ömür boyu bir kişiye olan aşka inanmıyorum..hele bu çağda asla...aşklarımız maddesel sadece...aslında bir yanım delice inanmak istiyor..bir ömür boyu aynı kişiye aşık olmaya..o aradığım ruh eşime sahip olmayı istiyor bir yanım..ama o diğer yanım bunlarla savaşıyor... masallara inanma diyor...
insanoğlu her daim aşık ama hep değişen şeylere...
geçenlerde bir arkadaşımın dediği birşey aklına çok yapıştı;parayla satın alamayacağım şeyi asla istemem..beni zayıflatır..aşk bir zayıflık mı yoksa?yoksa biz zayıf olmak mı istemiyoruz?bir çoğumuz bu kısa süreli aşklardan da kaçıyoruz.çünkü bitişinde yıkıp gidiyor...yeni bir hastalık bulana dek acıtıyor...aşk bir hastalıktır belkide...
evet biliyorum şu aralar pek aşka inanmıyorum,kaybettim çünkü aşkı..ama günün birinde bulursam tekrar inanıcam ve kaybettiğimde yeniden küsücem...tekrar bulana dek.. galiba bu böyle gidecek hep...
aşk bisiklete binmek gibi,pedalları çevirdiğin sürece güzel herşey,hele ki yokuştan aşağı iniyorsan ve rüzgarı suratında hissediyorsan mükemmel..ama yanlışlıkla ayağın pedaldan çekilir ve düşersen işte o zaman acıtır beton haylice..ya da elini düşen şapkanı almak için uzatır ve dengeni kaybedip betonu öpersen baya acıtır..(pelout)
29 Mart 2010 Pazartesi
şişştt
allah allahh ya allah diye böyle bir göbek atasım var kendimce..ayy ne saçma biliyorum şöyle ellerimi şaklatarak ortalık yerde göbekler atmak istiyorum.
ya da çılgınca kendimden geçmek..gözlerimi kapatıp içimden geldiği gibi dansetmek..etrafımda kimse olmadan..rahatça.özgürce kendimden geçerek dans etmek...şuan gözümün önünde canlandırabiliyorum o halimi,çok istiyorum..
göbek atmaktan vazgeçtim..çalan parça belli; Mercan Dede 'Hayalname'... kulağımda ezgileri çınlıyor şimdi..beni çılgınca dansa çağırıyor ama dışardan izlenilse deli olduğumu düşündürtücek bir dansa...
içimdeki enerji dışarı çıkmak için çırpınıyor sankii...bana ne oluyor...
belki de bir ibadet şekli benim için..isteklerimi tanrıya iletme şeklim...merasim gibi kimbilir...
yağmur yağıyor,damlalarında ıslanarak çimenlerin üzerinde Hayalname ile dans etmek istiyorum...
ama yalnız olmakta..kimse beni göremiyecek,kimse beni izlemiyecek...şaşkın,kinayeli,yargılayıcı bakışlar altında istediğim huzura kavuşamam..var mı öyle özgür bir yer?
bulsam da gitsem,dansetsem... çimenlerin üstünde tepinsem,yağmurda ıslansam...saçlarımdan damlalar süzülse yüzüme...rüzgarı hissetsem tenimde..ıslak tenimde..bütün vücudum ağrısa dansetmekten...ama beynim boş dönsem yatağıma...
ya da çılgınca kendimden geçmek..gözlerimi kapatıp içimden geldiği gibi dansetmek..etrafımda kimse olmadan..rahatça.özgürce kendimden geçerek dans etmek...şuan gözümün önünde canlandırabiliyorum o halimi,çok istiyorum..
göbek atmaktan vazgeçtim..çalan parça belli; Mercan Dede 'Hayalname'... kulağımda ezgileri çınlıyor şimdi..beni çılgınca dansa çağırıyor ama dışardan izlenilse deli olduğumu düşündürtücek bir dansa...
içimdeki enerji dışarı çıkmak için çırpınıyor sankii...bana ne oluyor...
belki de bir ibadet şekli benim için..isteklerimi tanrıya iletme şeklim...merasim gibi kimbilir...
yağmur yağıyor,damlalarında ıslanarak çimenlerin üzerinde Hayalname ile dans etmek istiyorum...
ama yalnız olmakta..kimse beni göremiyecek,kimse beni izlemiyecek...şaşkın,kinayeli,yargılayıcı bakışlar altında istediğim huzura kavuşamam..var mı öyle özgür bir yer?
bulsam da gitsem,dansetsem... çimenlerin üstünde tepinsem,yağmurda ıslansam...saçlarımdan damlalar süzülse yüzüme...rüzgarı hissetsem tenimde..ıslak tenimde..bütün vücudum ağrısa dansetmekten...ama beynim boş dönsem yatağıma...
25 Mart 2010 Perşembe
amin
bir hafta içinde, iki kez ölüm tehlikesi atlatmak?bir işaret miydi yoksa,mutsuzluk içinde boğulan bana?!sıkıntıdan patlayan bana? iki kez bir şeylerin altında kalma tehlikesinden sıyırmak hem de o kadar yakınken..hatta mucize gibiyken...?ve korkmadan aynen devam etmek?ölüm korkutmuyor muydu yoksa beni? yoksa yaşadığım adrenalin hoşuma mı gidiyordu çılgınca.. ne kadar çok soru var kafamda..
evet sebepsiz mutsuzluklar yaşamaktayım..aslında sebebide vardı ama önemli olmamalıydı.. bir sürü umudumda vardı çünkü...
o birisi çok özlenilmişti;gitmişti o birisi özüne ama elbet görülecekti o birisi,aslında o kadar da uzak değildi..ama o birisi yakınındayken yaşanılan mutlulukta özleniyordu çılgınca...özlemek güzel bir eylem..özlenilecek birileri olması...
ve aslında saymaya başlarsak baya sıkıntı çıkar elbet..saymamak en mantıklı iş..ama mantıklı işler yapmayı sevmez biz insanlar..
belkide sigara içmeyişimin 4. gününde olmakta geriyordu beni bir o kadar..bununda sıkıntısı olabilirdi bence..evet mümkün ama canım istemiyor gibi zaten sigara..
ve 20 lik dişimle verdiğim savaşta mümkündü canımın sıkılmasına...ve bir düzen kurmaya çalışıyordum bu aralar;erken yatıp,erken kalkar olmuştum..inanılır gibi değildi..spor da yapıyorum deli gibi..eee alışmak sıkıntı yaratabiliyor..
hayatımda ekstra bir heyecan yok..iş,ev,iş,internet,facebook,uyku,spor ve sadece 2-3 arkadaş...
başka bir eylem yok..
yeni insanlarla pek vakit geçiremiyorum artık..sıkılıyorum onlarla..eski dostlarım,onlarlayım. yabancı istemiyorum çok fazla..sıkılıyorum herkesten..onlarla olduğum her daim mutluyum..
ama işte kalan zamanlarda sıkılıyorum,mutsuzum..
evet biliyorum ordan bakınca hiç bir problem yok derdi ne diyorsunuz haklısınız ama işte bilmiyorum,mutsuzum..
bu yüzden tanrı bana mesaj gönderdi;bir hafta içinde iki ölümden mucizevi şekilde kurtulma kesinlikle kendine gel mesajı...
sağlıklıyım,dostlarım var,işim var,ailem var,her ne olursa olsun yanımda olacak insanlar var.. daha ne olsun?!
tamam mutsuzluk yok üçüncüde sıyıramıyabilirim...
tanrı korusun!
evet sebepsiz mutsuzluklar yaşamaktayım..aslında sebebide vardı ama önemli olmamalıydı.. bir sürü umudumda vardı çünkü...
o birisi çok özlenilmişti;gitmişti o birisi özüne ama elbet görülecekti o birisi,aslında o kadar da uzak değildi..ama o birisi yakınındayken yaşanılan mutlulukta özleniyordu çılgınca...özlemek güzel bir eylem..özlenilecek birileri olması...
ve aslında saymaya başlarsak baya sıkıntı çıkar elbet..saymamak en mantıklı iş..ama mantıklı işler yapmayı sevmez biz insanlar..
belkide sigara içmeyişimin 4. gününde olmakta geriyordu beni bir o kadar..bununda sıkıntısı olabilirdi bence..evet mümkün ama canım istemiyor gibi zaten sigara..
ve 20 lik dişimle verdiğim savaşta mümkündü canımın sıkılmasına...ve bir düzen kurmaya çalışıyordum bu aralar;erken yatıp,erken kalkar olmuştum..inanılır gibi değildi..spor da yapıyorum deli gibi..eee alışmak sıkıntı yaratabiliyor..
hayatımda ekstra bir heyecan yok..iş,ev,iş,internet,facebook,uyku,spor ve sadece 2-3 arkadaş...
başka bir eylem yok..
yeni insanlarla pek vakit geçiremiyorum artık..sıkılıyorum onlarla..eski dostlarım,onlarlayım. yabancı istemiyorum çok fazla..sıkılıyorum herkesten..onlarla olduğum her daim mutluyum..
ama işte kalan zamanlarda sıkılıyorum,mutsuzum..
evet biliyorum ordan bakınca hiç bir problem yok derdi ne diyorsunuz haklısınız ama işte bilmiyorum,mutsuzum..
bu yüzden tanrı bana mesaj gönderdi;bir hafta içinde iki ölümden mucizevi şekilde kurtulma kesinlikle kendine gel mesajı...
sağlıklıyım,dostlarım var,işim var,ailem var,her ne olursa olsun yanımda olacak insanlar var.. daha ne olsun?!
tamam mutsuzluk yok üçüncüde sıyıramıyabilirim...
tanrı korusun!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)