bir şeyler var.. şuan elimde sadece viskim ve sigaram var.. ama içimde, tırmalar durur patiler en şiddetlisinden.. panter patileri.. en kalın tırnaklısı.. izleri kalıcı, ilk darbe fena halde kanatıcı.. belkide kan kaybından öldürür.. belki belki belkiler.. hayatımdakiler hep bunlar..
kızgınımda.. acım kızgınlaştırıyor belki daha fazla.. ama konuşacak gücüm yok, kan kaybım çok.. içimde konuşup duruyor bir sürü ben, hatta bazı bazı bir kaç tane sen... sen kimsin? bulabilseydim keşke kim olduğunu.. bildiğim tek şey acıtıyorsun..
ama viskim saolsun, arkaya bir yerlere gömülebiliyorsun...
uykularım çok dağınık, bende çok dağınık..kabuslarım çok çok.. beynim rüzgara salınmış bir uçurtma.. rüzgar durduğu anda yerde! demekki çok yorulmalı.. o rüzgar dinmemeli...
seni düşünüyorum gözlerim yarı kapalı...tamamen kapalı olsun isterdim ama korkuyorum bazen karanlıktan..bazen sensizlikten, bazen bensizlikten, bazende viskisizlikten..
sen yokken viski var, aslında o hep var.. yani sen hep yoksun?! öyle mi?
peki yineliyorum, sen kimsin? ve benden ne istiyorsun? ben kimim? kiminim? belkide sıcakta hissetmek istediğin o serin rüzgarım.. belki, yine belki.. hep belki...
bugün bu şehir çok sessiz, olanca ses kirliliği içinde sessiz..bu nasıl olur, bilemem.. belkide olmaz..
belkide ben bugün iyi değilim...
23 Mayıs 2011 Pazartesi
4 Mayıs 2011 Çarşamba
sevdim mi? hayır, sadece hoşlandım!
bugün ardından zilyar tane küfür ettim.. hayatımda duymadığım küfürlerdi, bilmediğim.. nereden çıktılar bende anlayamadım.. bana kattıkların, benden götürdüklerin sayesinde...
bugün bir karar verdim ve seni sildim hayatımdan.. benliğimden, olduğun diğer yerlerden.. artık olmamalıydın.. aslında sen hiç olmadın.. kendime bir hayal yarattım ve ister istemez kabusla bitirdim bu hayali..
acıtıyor biraz.. ama çok değil biraz-cık.. kağıt kesiği gibi acısı.. görünürde birşey yok ama her harekette çok acıtan, bir yara..o da geçicek elbet, hep geçti, hep geçecek.. en büyük marifetimi konuşturacağım burda; seni unutacağım.. ben hep unutmayı seçtim.. hem kaçtım, hem seçtim..
zaten sende doğru değildin..
okuduğum bir kitap vardı, her bitişte kitabın adını tekrarlamaktaydım;" zaten seni hiç sevmedim ki, sadece biraz hoşlandım"! artık sende herkes gibisin bende.. unutulansın..
güzel olabilirdi, belki.. bilemezdik.. bilemeyeceğizde.. sen artık unutulacak olansın...
sana güzel bir veda çekiyorum.. bak kıymetini bil(!) herkese veda çekmem.. sadece giderim..
ve şimdi sende gidiyorum...
bugün bir karar verdim ve seni sildim hayatımdan.. benliğimden, olduğun diğer yerlerden.. artık olmamalıydın.. aslında sen hiç olmadın.. kendime bir hayal yarattım ve ister istemez kabusla bitirdim bu hayali..
acıtıyor biraz.. ama çok değil biraz-cık.. kağıt kesiği gibi acısı.. görünürde birşey yok ama her harekette çok acıtan, bir yara..o da geçicek elbet, hep geçti, hep geçecek.. en büyük marifetimi konuşturacağım burda; seni unutacağım.. ben hep unutmayı seçtim.. hem kaçtım, hem seçtim..
zaten sende doğru değildin..
okuduğum bir kitap vardı, her bitişte kitabın adını tekrarlamaktaydım;" zaten seni hiç sevmedim ki, sadece biraz hoşlandım"! artık sende herkes gibisin bende.. unutulansın..
güzel olabilirdi, belki.. bilemezdik.. bilemeyeceğizde.. sen artık unutulacak olansın...
sana güzel bir veda çekiyorum.. bak kıymetini bil(!) herkese veda çekmem.. sadece giderim..
ve şimdi sende gidiyorum...
25 Şubat 2011 Cuma
aşk
her bitişte bir tövbeler olsun çeker yüreğimiz.. tabi tövbeler olsun... tanrı bizi zalimlerden korusun.. ama zaman geçer, yaralar iyileşir ve tekrar arasın o kalbini acıtacak insanı.. çünkü buna açız deli gibi.. sevmeye, sevilmeye açız deliler gibi...
aşk, ey aşk senin acıtmayanın var mıydı?! bence yok, aşk dediğin acıtmalı be adamı! kalbinin çarpıntısı seni rahatsız etmeli, bayıltıcak kıvama gelmeli...
ağlatmalı, zırlatmalı.. imkansız gibi görünmeli.. çünkü insan olan, elde etmeye görsün istediğini işte o anda başlar sıkılma faslı..
insan olmak hep elinde olmayanı istemektir... insan demek, acı çekmeyi sevmek demektir...
biz aşka aşığız.. bedenler gelip geçici, götürücü..
dünyaya geliş sebebimiz hep aramak ve aramaktayız bize çektirecek kişiyi ve çektireceklerimizi..
hayvan olmak isterdim.. ya da hep çocuk kalmak...
büyüdük...
tutkuya, aşka hasret büyüdük..çünkü çok istedik acıtmasını ama çokta korktuk.. kaçtık, bazen kovaladık.. sadece, sadece ne istediğimizi bulmak istedik ama bir türlü bulamadık...
arıyorum.. uzun zaman geçti ama arıyorum..
bulduğumda çanlar çalacak ülkenin her yerinde.. ve göklere haykıracağım.. korkumun üzerine gideceğim... bu sefer başaracağım...
aşk, ey aşk senin acıtmayanın var mıydı?! bence yok, aşk dediğin acıtmalı be adamı! kalbinin çarpıntısı seni rahatsız etmeli, bayıltıcak kıvama gelmeli...
ağlatmalı, zırlatmalı.. imkansız gibi görünmeli.. çünkü insan olan, elde etmeye görsün istediğini işte o anda başlar sıkılma faslı..
insan olmak hep elinde olmayanı istemektir... insan demek, acı çekmeyi sevmek demektir...
biz aşka aşığız.. bedenler gelip geçici, götürücü..
dünyaya geliş sebebimiz hep aramak ve aramaktayız bize çektirecek kişiyi ve çektireceklerimizi..
hayvan olmak isterdim.. ya da hep çocuk kalmak...
büyüdük...
tutkuya, aşka hasret büyüdük..çünkü çok istedik acıtmasını ama çokta korktuk.. kaçtık, bazen kovaladık.. sadece, sadece ne istediğimizi bulmak istedik ama bir türlü bulamadık...
arıyorum.. uzun zaman geçti ama arıyorum..
bulduğumda çanlar çalacak ülkenin her yerinde.. ve göklere haykıracağım.. korkumun üzerine gideceğim... bu sefer başaracağım...
24 Şubat 2011 Perşembe
devam
tükettim içimdeki bazı insanlara ait duyguları.. o bazılarının bencilliği bitirdi belkide tüm sevgilerimi..bu benim kabahatim miydi, az mı seviyordum? yoksa onların mı kabahatiydi , tükettiler sevgimi?
belki onlara sorsan benim suçumdu?! ama bence kesinlikle onların suçuydu!
ben menfaatçi değildim, insanları ezip geçmek uğruna hırslarımda yoktu.. belki de en büyük kabahatim buydu.. hırs yok!
acıdı bir süre.. sonra her insan gibi alıştım..
ve unutmaya yüz tuttum.. ne çabuk unutuyorduk biz sevdiklerimizi..
ne çok yitiriyorduk duygularımızı...
kendimizi yitiriyorduk çoğu zaman...
kendimi yitirmemek adına verdiğim savaş çok yormaktaydı ruhumu..bedenimde yorgunluk çanları çalıyordu bazı bazı..
ama pes edemem..onlara yenilemem..
içimdeki son umut kırıntılarınıda kuşlar yemeden toplamam gerekiyordu.. zordu tabiki.. kırıntıları toplamak, pek zordu..ama kaptıramam onları leş kargalarına...
onlar benimle çoktan bitmiş bir savaş için uğraşıyorlardı.. ama kayıtsızım hepsine.. savaşamam, bitiklerle..
ben aşkım için savaşırım, ben sevdiklerim için savaşırım...
ben bitmişlere karşı kayıtsızım...
ben bakarım ve görmem, görülmemesi gerekenleri...
evet içimdeki kırıntılarla yola devam ediyorum, onları büyüteceğim... biraz un, biraz tuz ve su...
kocaman bir ekmek yapacağım.. ve dağıtacağım..
sevmeyi bilenleri aramaya devam edeceğim.. bonus olarak haneme ekleyeceğim...
ve bizler böyle büyüyüp ilerleyeceğiz...
umudum elimde kırılmaz bir şekilde.. demirden sapasağlam...
durmak yok, yola devam...
belki onlara sorsan benim suçumdu?! ama bence kesinlikle onların suçuydu!
ben menfaatçi değildim, insanları ezip geçmek uğruna hırslarımda yoktu.. belki de en büyük kabahatim buydu.. hırs yok!
acıdı bir süre.. sonra her insan gibi alıştım..
ve unutmaya yüz tuttum.. ne çabuk unutuyorduk biz sevdiklerimizi..
ne çok yitiriyorduk duygularımızı...
kendimizi yitiriyorduk çoğu zaman...
kendimi yitirmemek adına verdiğim savaş çok yormaktaydı ruhumu..bedenimde yorgunluk çanları çalıyordu bazı bazı..
ama pes edemem..onlara yenilemem..
içimdeki son umut kırıntılarınıda kuşlar yemeden toplamam gerekiyordu.. zordu tabiki.. kırıntıları toplamak, pek zordu..ama kaptıramam onları leş kargalarına...
onlar benimle çoktan bitmiş bir savaş için uğraşıyorlardı.. ama kayıtsızım hepsine.. savaşamam, bitiklerle..
ben aşkım için savaşırım, ben sevdiklerim için savaşırım...
ben bitmişlere karşı kayıtsızım...
ben bakarım ve görmem, görülmemesi gerekenleri...
evet içimdeki kırıntılarla yola devam ediyorum, onları büyüteceğim... biraz un, biraz tuz ve su...
kocaman bir ekmek yapacağım.. ve dağıtacağım..
sevmeyi bilenleri aramaya devam edeceğim.. bonus olarak haneme ekleyeceğim...
ve bizler böyle büyüyüp ilerleyeceğiz...
umudum elimde kırılmaz bir şekilde.. demirden sapasağlam...
durmak yok, yola devam...
21 Şubat 2011 Pazartesi
rüya
ben bazen kabus görürüm.. aslında çok sık görürüm.
korkarım, uyanırım tam düşecekken.. ya da katledilecekken..
uyandığımda karanlık, küçük bir ürperti ama hemen gözlerimi kapanırım.. yeniden dalmak için kabusa.. uyanıkken daha çok korkarım ben..
küçükkende çok korkardım..uyuyamazdım, anneme sarılırdım..
bazen karanlıkta annemden de korkardım...
hayal dünyam pek bir karanlıktı o zamanlar...
büyüdükçe gerçekler daha karanlık oldu benim için...
rüyada yaşamayı seviyorum.. daha az korkuyorum, rüya olduğunu biliyorum..
ama gerçekler, kabusun ta kendisi...düşme anında uyanıp kurtulamıyorsunda...
rüyandan gerçeğe uyandığımda kendime sarılıyorum...
ben hep kendi kendimi koruyorum...
korkarım, uyanırım tam düşecekken.. ya da katledilecekken..
uyandığımda karanlık, küçük bir ürperti ama hemen gözlerimi kapanırım.. yeniden dalmak için kabusa.. uyanıkken daha çok korkarım ben..
küçükkende çok korkardım..uyuyamazdım, anneme sarılırdım..
bazen karanlıkta annemden de korkardım...
hayal dünyam pek bir karanlıktı o zamanlar...
büyüdükçe gerçekler daha karanlık oldu benim için...
rüyada yaşamayı seviyorum.. daha az korkuyorum, rüya olduğunu biliyorum..
ama gerçekler, kabusun ta kendisi...düşme anında uyanıp kurtulamıyorsunda...
rüyandan gerçeğe uyandığımda kendime sarılıyorum...
ben hep kendi kendimi koruyorum...
17 Şubat 2011 Perşembe
biraz ışık saçacak birini arıyorum...
karanlık, karanlık, karanlık!
sırf kalbim olsa keşke; beynimde karanlık!
faturamı ödeyemedim, kestiler elektiriğimi...
geçici bir karanlık?
para gelince ödenir elbet..
bunun içinde mi paraya gerek vardı? yoksa yine kendimimi kandırmaktaydım?
ışığımı çalanlar geri getirirler mi?
bana biraz ışık verebilirler mi?
içimde bir yerler ölü..
ölünün dirilmesi beklenir mi?
o zaman ışık hırsızlarıda gelmez geri...
kayıplarımla ben, başbaşa karanlıktayız...
çok karanlık...
bazen korkuyorum daha çok sıkıyorum gözlerimi.. sonra açıyorum, alışıyorum karanlığa...
kendime sarılıyorum karanlıkta.. beni yine bir kendim sarıyor...
kendim kolluyor arkamı...
yine kendim, hep kendim...
yalnızım, sende değilsin çare.. kimse değil...bazen ben bile değil...
ışığımı arıyorum karanlıkta.. göz gözü görmezken, nasıl görebileceğim ışığımı?
beni biraz aydınlatabilir misiniz bay karanlık?
sırf kalbim olsa keşke; beynimde karanlık!
faturamı ödeyemedim, kestiler elektiriğimi...
geçici bir karanlık?
para gelince ödenir elbet..
bunun içinde mi paraya gerek vardı? yoksa yine kendimimi kandırmaktaydım?
ışığımı çalanlar geri getirirler mi?
bana biraz ışık verebilirler mi?
içimde bir yerler ölü..
ölünün dirilmesi beklenir mi?
o zaman ışık hırsızlarıda gelmez geri...
kayıplarımla ben, başbaşa karanlıktayız...
çok karanlık...
bazen korkuyorum daha çok sıkıyorum gözlerimi.. sonra açıyorum, alışıyorum karanlığa...
kendime sarılıyorum karanlıkta.. beni yine bir kendim sarıyor...
kendim kolluyor arkamı...
yine kendim, hep kendim...
yalnızım, sende değilsin çare.. kimse değil...bazen ben bile değil...
ışığımı arıyorum karanlıkta.. göz gözü görmezken, nasıl görebileceğim ışığımı?
beni biraz aydınlatabilir misiniz bay karanlık?
15 Şubat 2011 Salı
araf
bazen tükenir ya içinde bir şeyler; hiçbir şeyden zevk almazsın, hiç birşey yapmak istemezsin, her yer, herşey sıkıcı gelir..
sanki dünyada herkes gitmiş, bir sen kalmışsın gibi..boşa koysan olmaz, doluya koysan almaz..
olmaz, hiçbir şekilde olmaz..hep aynı güne çıkar, hep aynı noktaya..
kendini yapayalnız hissedersin,en yakının yanında olsa bile...
kimsesiz gibisindir ya...
gülmek için sebebin yoktur, ağlayamazsında.. içinde bazı noktalar kanar durur.. eksik hissedersin kendini..sanki bir daha hiç tamamlanamayacakmış gibi.. bir daha hiç sevemiyecek gibi, ya da sevilemeyecek gibi...
heyecanın yoktur içinde, kalbin çarpmaz...sanki hep böyle süzülücekmişsin gibi boşlukta...
işte tam böyle bir zamandayım..
geçmeyecek bir sancı gibi...
acıyor bir şeyler içimde ama nerde?
her gün aynı güne uyanıyor gibiyim.. sanki bir labirentte dolanıyorum ve hep aynı noktaya geliyorum...sıkışmış kalmış gibiyim.. ne yaşıyor gibiyim ne de ölü...
arafta gibiyim...
cenneti istiyorum,
ya da dünyama geri dönmek istiyorum...
sanki dünyada herkes gitmiş, bir sen kalmışsın gibi..boşa koysan olmaz, doluya koysan almaz..
olmaz, hiçbir şekilde olmaz..hep aynı güne çıkar, hep aynı noktaya..
kendini yapayalnız hissedersin,en yakının yanında olsa bile...
kimsesiz gibisindir ya...
gülmek için sebebin yoktur, ağlayamazsında.. içinde bazı noktalar kanar durur.. eksik hissedersin kendini..sanki bir daha hiç tamamlanamayacakmış gibi.. bir daha hiç sevemiyecek gibi, ya da sevilemeyecek gibi...
heyecanın yoktur içinde, kalbin çarpmaz...sanki hep böyle süzülücekmişsin gibi boşlukta...
işte tam böyle bir zamandayım..
geçmeyecek bir sancı gibi...
acıyor bir şeyler içimde ama nerde?
her gün aynı güne uyanıyor gibiyim.. sanki bir labirentte dolanıyorum ve hep aynı noktaya geliyorum...sıkışmış kalmış gibiyim.. ne yaşıyor gibiyim ne de ölü...
arafta gibiyim...
cenneti istiyorum,
ya da dünyama geri dönmek istiyorum...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)